Yolumuz Devrim Aşkımız Devrim | DevrimForum |
Forumumuzda Daha İyi Vakit Geçirip Devrim ... İle İlgili Konular Hakkında Bilgi Alıp "Ulusal Kurtuluş Örgütü (UKÖ) " Ne Katılıp Burada Okuduğumuz Ve Aldığımız Bigileri Gerçek Hayatta da Yapabilmemiz İçin Sitemize Kayıt Olup "Ulusal Kurtuluş Örgütü (UKÖ) " Ne Katılmak İsterseniz "Ulusal Kurtuluş Örgütü (UKÖ) " Konusuna Gelip Başvuru Yapabilirsiniz İyi Forumlar Wink

Kemalizm, Proletarya ve Emekçilerin Düşmanı Bir Burjuva İdeolojisidir

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Kemalizm, Proletarya ve Emekçilerin Düşmanı Bir Burjuva İdeolojisidir

Mesaj  Mustafa Alacı Bir Paz Nis. 19, 2009 9:03 am

KEMALİZM,PROLETARYA VE EMEKÇİLERİN DÜŞMANI BİR BURJUVA İDEOLOJİSİDİR


Kemalizm,bu ülkeye empoze edilmiş ve sürekli parlatılıp cilalanan bir burjuva ideolojisidir.Ülke her ekonomik-siyasi-kültürel vs çıkmaza girdikçe kurtarıcı gibi piyasaya sürülen bu burjuva ideolojisinin sınıfsal analizinin bir kitaba denk gelebilecek kadar uzun olduğunu bilerek,biz bu kısa makalede sadece bu ideolojinin burjuva kapitalist bir ideoloji olduğunu basit örneklerle anlatmakla yetinmek zorundayız.Zira,sunulduğunun aksine sınıflar üstü bir ideoloji ve yaklaşım olmayacağının altını çizerek.

TARİH,SINIFLAR MÜCADELESİNİN TARİHİDİR

Marksizm,bilimsel bir yöntem,ideoloji ve teori olarak,tarihe doğal olarak sınıflar mücadelesi olarak bakmaktadır.Zira bunda eksik hiçbir yan bulmak olanaksızdır.İlkel komünal toplum dışında ve sonrasına bakarak bu basit gerçeğin altını çizmek zorunlu bir ön koşul ve kabuldür.Üretici güçleri ve onu tamamlayan iktidarı elinde bulunduran sınıflar ile ezilen-sömürülen yığınların,üretici güçleri eline geçirme ve iktidarı elde etme uğruna binlerce yıldır süren bir savaş vardır.Marksizmi diğer yaklaşımlardan ayıran temel nokta da burasıdır.Tarihteki hiçbir gelişme,ekonomik-sosyal-siyasal-kültürel-ahlaki vs bu temel belirleme dışında ele alınamaz.Üretici güçler ve iktidarı ellerinde bulunduran sınıfların ihtiyaçları,gelişmelerin temel belirleyicisi olmuşlardır.Bu belirleme dışındaki tüm belirlemeler ve sözüm ona “sınıflar üstü” yaklaşımlar tam da egemen sınıfların ekmeğine yağ süren ve gerçek iktidarı-egemenliği gizleyen bir yaklaşımın ürünüdürler ki,bu da mevcut egemen sınıfa açıktan ya da dolaylı hizmet etme ile eş anlamlıdır.
Şöyle bir bakınız son siyasal gelişmelere ve de kimi kerameti kendinden menkul kendine “sosyalist” diyen hareketlerdeki Kemalizm aşkının ortaya çıkışına ne demek istediğimizi fazlasıyla anlamış olacaksınız.Işığı kendi dibine bile vermeyen mumları andıran bu yaklaşımların felsefi-teorik-ideolojik-siyasal anlamda dibe vurmaları,vurdukları noktada da her sıradan işbirlikçi burjuva sınıf ferdi gibi,yastık altı başvuru olarak sırtını yaslamaya çalıştıkları ideolojik akımın proletarya ve emekçi milyonlara ışık olmayacak bir düzlemde olmadığını anlamaları olanaksızdır.

EMPERYALİZM VE ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞLARI

Çağımız emperyalizm ve proleter devrimler çağıdır.Kapitalizm,feodal toplumun bağrından piç çocuk misali yetişmeye başladığında,egemen olan üst yapı ile (Yani siyasal iktidarı ellerinde bulunduran sınıfsal yapı-kültürü-ahlaki-sosyal yapısı vs ile) ekonomik alt yapıda egemen olan kapitalizmin çelişmesiyle ile birlikte bu sorun çözülmek zorunda idi.Bu sorun,kapitalizmin egemen sınıfı olan burjuvazinin liderliğinde burjuva demokratik devrimler ile çözüldü.Bu anlamda bu dönemdeki tüm burjuva demokratik devrimler,tarihsel olarak eski toplumsal yapıyı yok ederek ve yeni ve daha ileri bir toplumu kurdukları için ilerici idiler.Ki,bu toplumsal devrimlerin en önemli dinamikleri ve savaşıcı güçleri tamda sonrası süreçte kapitalizmin egemen gücü olan burjuvazinin dışındaki temel sınıflar olan işçi sınıfı ve köylülüktür.Zira bu iki sınıf,yine kapitalizmin devrilip yerine sosyalizmin kurulması mücadelesinin temel güçleri olacaklardır.
Süreç içinde kapitalizm kendi içinde evrilecek ve liberalizmin yerini,tekelleşme ve tröstleşme alacaktır.Yani yoğunlaşmış sermaye,artık kendi sınırları içinde küçükleri yutacak gerek Pazar ve gerekse hammadde temini vs açısından yeni kanallara ihtiyaç duyacaktır.İşte her açıdan tekelleşmenin olduğu,sınıflı toplumların sosyalizmden önceki sonu ve kapitalizmin yüksek aşaması olan emperyalizm varlığı ve hakimiyeti ile belirecektir.Bu da,doğal olarak ulusların köleleştirilmesi ve her bakımdan baskı altına alınarak sömürülmesi sürecini derinleştirecektir.Ulusal kurtuluş savaşları,çağımızın proleter komünist devrimci hareketinin en büyük müttefiklerinden birisi ve proletaryanın çözmesi ve de üzerinde durması gereken bir olgu olarak orta yere konmuştur.Kaldı ki,tutarlı-kararlı ve sonuna kadar kurtuluş mücadeleleri ancak ve ancak Proletaryanın liderliğinde başarılabilir.

Türk Ulusal Kurtuluş Mücadelesi
Osmanlı’dan itibaren başlayan Uluslaşma sürecinin lideri olan İttihat ve Terakki kadroları Birinci Emperyalist Paylaşma Savaşından ülkeyi yenik duruma düşürünce,emperyalist güçler İstanbul ve Anadolu’yu işgale giriştiler.Bu işgal,bağımsızlık ve özgürlük hareketlerini yerel düzeyde Kuvvay-i Milliye yerel güçlerini oluşturdu.Bu güçlerin ortak hareketini ise Mustafa Kemal ve arkadaşları (ki,bunların ezici çoğunluğu İttihat Terakki kadrolarından oluşuyordu) art arda topladıkları kongrelerle sağladılar.En son ulusal burjuvazi ve bağımsızlık ve özgürlükten yana olan toprak ağalarını da arkalarına alarak,işbirlikçi burjuvazi-işbirlikçi toprak ağalarının teslimiyetçi İstanbul hükümeti ve bağlaşıklarına karşı,tüm muhalif güçleri birleştiren ve içlerinde işçi sınıfı ve yoksul köylülük ağırlıklı bir mücadele bloku oluşturdular.Bu blok,başta zamanın Sovyet Rusya’sının silah,para desteği ve de mazlum ve mücadeleci diğer ulusların dayanışmasıyla da emperyalizmin fiili işgalini kırdılar.Türk ulusal kurtuluş hareketi , başarıya ulaştı.Ama bu başarı,emperyalizmin ülkeden fiili kovulmasıyla sınırlı kaldı.Bu güdük kurtuluş mücadelesi önderliğin ulusal burjuvazi ve kısman ilerici toprak sahiplerinin ellerinde olmasından kaynaklı kısa sürede emperyalizme ve onun yerli işbirlikçilerinin önünü açmak için atılan adımların içinde buldu kendini.

Ulusal Kurtuluş Hareketinin Niteliği-Sonrası

Ulusal Kurtuluş hareketinin liderliğinin işçi sınıfı ve yoksul köylülüğün elinde olmamasından kaynaklı olarak,savaş biter bitmez süreç içinde Burjuva kapitalist bir ekonomik-siyasal sistem kurulması-inşasına girişildi.Bu hareketin temel karekteristikleri şunlardır:
1-Kurtuluş hareketi bittikten sonra ,normal ve doğal olarak kapitalizmin önünde ayak bağı olan feodal üretim ilişkilerinin tümüyle tasfiye edilmesi gerekirdi.Feodal mülkiyet,toprak ağalarının toprak üzerindeki mülkiyetine dokunulmadığı gibi,Müslüman olmayan halklardan arta kalan toprakların dağıtımında yine toprak ağaları kollandı.Ve toprakların ezici çoğunluğu yine toprak ağalarının ellerinde kaldı.
2-Emperyalist tekelerin ülke içindeki varlığı ve yabancı sermaye tasfiye edilmedi.Yabancı sermaye ülke içinde varlığını koruduğu gibi,ayrı yazıların konusu olmakla birlikte yer yer yabancı sermayeyi koruyup kollayan ve ülke içinde varlığını ve ağırlığını arttıran yasalar ve genelgeler çıkarıldı.1923 İzmir İktisat Kongresi’nde yapılan konuşmalar ve alınan kararlar buna başlı başına bir örnektir.Beri yandan,aynı süreçte özel sermayenin teşviki ve “her mahalleden bir milyoner çıkarma” mantığının temelleri atılmıştır.
3-Tekelci Devlet Kapitalizminin inşası süreci başladı ki,bu sürecin ana amacı yukarıdaki maddeden de açıklandığı gibi,güçsüz-zayıf olan ulusal burjuvaziyi güçlendirmek,desteklemek ve büyütmek içindi.Tüm devlet işletmelerinin ana amacı özel girişim ve sermayeyi büyütmek-geliştirmek-ilerletmek-güçlendirmek yoksa da var etmek ana amacına hizmet etmek için oluşturuldu.Nitekim artık bugün bu sürecin sonuna gelindiği için,bu kamburlar yani devlet işletmeleri tasfiye edilmektedir bir bir.Sümerbank gibi bir çok tekelci devlet işletmesi bu amaç için açıldı.Ulusal devlet bankalarının asli işlevi,özel banak ve girişimlerin önünü açmak ve ucuz teşvik kredileriyle sermaye oluşumuna-büyümesine hizmet etmekti.Nitekim kısa sürede Koçlar,Sabancılar,İş bankaları gibi girişimler piyasada var oldu.
4-Klasik burjuva demokratik devrimler içeriği gereği siyasal özgürlükler sorununu da çözerek burjuva anlamda da olsa,demokrasi ve özgürlüklerin önünü açar.İşçi sınıfı ve diğer ezilen yoksulların örgütlenme,kendini ifade etme,mücadele merkezlerinin serbestisini de sağlamak zorundadır.Ama Kemalist diktatörlük tam tersine,iktidarı elde etmeden önce başladığı klasik katliamcı(Mustafa Suphi ve 15 yoldaşının Karadeniz’de boğdurulması olayı -1921)-baskıcı-yasaklayıcı iktidar etme biçimini tümüyle sürdürmüştür.Sadece klasik anlamda sınıf düşmanlarına değil,burjuva anlamda ki muhalefet hareketlerine de yaklaşımı aynıdır.bir çok partinin yasaklanması ve kapatılması gibi.Söz ,basın ve örgütlenme-ifade-düşünce özgürlüğü tümüyle ortadan kaldırılmış.En zayıf muhaliflere bile baskıda sınır tanımayan bir faşizan uygulamalar bütünlüğüne rastlamaktayız.Ama maalesef ki,klasik resmi tarih yazıcıları (ki zaten gayrı resmi tarih yazımına izin verilmesi mümkün değildi.) hiç bu noktalar değinmedikleri gibi,tam tersine tarihsel gerçekleri tersine çevirerek yazmışlardır.
5-Kemalizmin en önemli açmazı, bugünde varlığını en sıcak şekilde sürdüren Kürt ulusal sorununa yaklaşımdır.Kurtuluş hareketinin başarıya ulaşmasının temel kaldıracı olan özellikle iki temel ulusal kökenden gelen ezilenlerin ortak mücadelesi iken,mücadele kısmen başarıya ulaşır ulaşmaz tam tersine Kürtlerin ulusal kimliği ve sorununun reddi sürecine girilmiştir.O güne gelene kadar bir çok resmi konuşma ve belgede varlığı kabul edilip göklere çıkarılan Kürtler,cumhuriyet kurulur kurulmaz Dağ Türkleri-Gart Gurtlarla anılmaya başlanmış hatta bunlar bilimsel tezlermiş gibi sunulmuş ve de Kürtlerin bu yok sayma ve katliam girişimlerine karşı ayaklanmaları kan,zulüm,baskı,katliam,sürgünle karşılanmıştır.Hala varlığını sürdüren ve hala aynı yöntemlerle karşılanan talepler ,faşizan uygulamaların en basit örneğidir.
6-Sözüm ona reform-devrim olarak vurgulanan bir çok uygulama aslında kitleler-yığınlar nezdinde bir kavram ve sorunun tersinden kavranmasını ve doğruya ulaşmasını engellemiştir.Ki bugün bile aynı sorun devam etmektedir.Cumhuriyetçilik ve Cumhuriyet vurgusuna ve demokrasi ile ilintili ele alınışına bakalım.Kemalist diktatörlük denilen dönemde de göstermelik parlamento,kurumlar,göstermelik genel oy hakkı vs vardı şimdi de var.Göstermelik ve burjuva anlamda bile olsa gerçek bir demokratik ve temsili cumhuriyetten söz etmek olanaksızdır.bugün nasıl ki,başlarında krallar olmasına rağmen bir çok Avrupa ülkesi burjuva demokrasisi olmaktan çıkmıyorsa,başta kral olmasa da bu temsili kurumların varlığı bir ülkeyi cumhuriyet ve demokratik bir ülke yapmıyor.
Öte yandan sınıfsız toplum yaratma yalanının kaynağı Halkçılık ilkesi.Bu tamamen tarihe,bilime,akla aykırı yalan ile yıllardır uyutulmaktadır Türkiye halkları.Sömürüyü,baskıyı,yağmayı gizlemenin ve sistemin devamını güvence altına almaya hizmet eden koca bir yalanlar bütünüdür.Kemalist diktatörlüğün yarattığı zengin işbirlikçi Tekelci burjuvazi ile aşağıdaki yığınların çıkarlarının aynılaşması düşünülebilir mi?Bu hangi bilimsel,akli,tarihi gerçeğe uymaktadır?
Laiklik ilkesi yine keza aynıdır.Laisizmin temel gerçek öğeleri gizlenerek,kısmen tekke ve zaviyelerin kapatılması(ama el altından desteklenip örgütlenmesi),hilafetin kaldırılması,Latin harflerinin kabulü vs öte yandan Din İşleri Başkanlığı gibi bir kurum kurup devletin din işleri üzerindeki egemenliğini sağlama araçları yaratmanın laisizm ile ilgisi olmayan uygulamalardır.Laik bir devlet,din işlerinden tümüyle elini eteğini çeker ve beri yandan tüm dinlere,mezheplere eşit mesafededir.Bu durum bugün olduğu gibi dün de vardı.Bunun önünü açan Kemalizmdir.
Devletçiliğin temelini açmıştık zaten.Devlet eliyle özel sermayeyi oluşturup büyütmüştür bu ilke gereği.Bakınız bugün bile durum aynıdır.
Milliyetçilik olgusuna,uluslaşma sürecinin bir boyutu diye bakmak olanaklı değildir.Kemalist milliyetçilik bakış açısı ve uygulamalar bütünlüğü olarak tamda ırkçı faşizmi andırmaktadır.”türk,Öğün,çalış güven”,”Ne mutlu Türküm diyene”,”Bir Türk dünyaya bedeldir” vs Irkçı faşizmin bakış açısı değil de nedir?Cumhuriyeti birlikte kuran,ülkenin kurucu unsurlarından olan Kürtler ve diğer uluslara yaklaşım ve katliam vs ler başka nasıl açıklanabilir?Bu uygulama ve bakış açısının Alman faşist ırkçı Nazilerinden ve Mussolini faşist İtalyasının uygulamalarından olsa olsa derece farkı vardır.Ama esasta bir fark yoktur.
Bunlar uzatılabilir.Kemalizm bu ülkenin bir fenomenidir.Yığınların hangi kesiminden olurlarsa olsunlar , kendilerinden bir şeyler buldurulmaya çalıştıkları ve ilkten kendilerini yaslamaya çalıştıkları ciddi bir fenomendir.Bir tekelci kapitalist kemalizm için sömürmektedir,bir işçi Kemalizm için susmaktadır,bir köylü milletin efendisi ama yerlerde sürünmektedir,bir memur devletin kendisidir vs vs vs.

Mustafa Alacı
Administrator
Administrator

Mesaj Sayısı : 488
Puanları : 5034
+ Rep : 0
Kayıt tarihi : 15/04/09
Nerden : İzmir

http://devrim.turkforumpro.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Kemalizm, Proletarya ve Emekçilerin Düşmanı Bir Burjuva İdeolojisidir

Mesaj  Mustafa Alacı Bir Paz Nis. 19, 2009 9:03 am

Sonuç yerine

Kemalizm,elbette gerek bilimin,gerek aklın,gerekse tarihin ve son olarak Marksist bakış açısından ayrıntılı değerlendirilmelidir.Ve en doğrusu kendi koşulları içerisinde değerlendirmektir.Marksizmin bakış açısı tam da budur.Ama,ne olursa olsun Marksizm eylemin içeriğinin,özünün ve de en önemlisi hangi sınıfsal kimliğe ve onun çıkarlarına olduğuna bakmak ve olay ve olguları buna göre değerlendirmek zorundadır.Bundan bağımsız bir değerlendirme ,bilimsel olamaz.Sınıfsal olamaz.Kemalizm,başlangıçta kurtuluş yıllarında ulusal kurtuluşçu kimliğe sahip olup,palazlandıkça,güçlendikçe hızla karşı devrimci –giderek emperyalizme bağımlı işbirlikçi sermayenin temsilcisi bir ideolojik tutarsızlık,kararsızlık,keşmekeşliğe sahiptir.burjuva ideolojisinin zaten tutarlı olmasını beklememekle birlikte Kemalizmde bu tutarsızlık,bu keşmekeş,bu yer değiştirmeler çok hızlı bir biçimde olmaktadır.Kemalizm,elbette ki tek pazarlı bir ve dünyaya entegre,kendinden daha önceki sistemden ileri olan ve de mevcut sistemin ihtiyacı olan kimi kısmi reformları, kısmi ilerici adımları atmak zorundaydı.Saltanatın ve Hilafetin kaldırılması,harf kanunu,kılık kıyafet kanunu,saat ve takvim kanunu,ölçüler kanunu vs bu kanunlar kapitalist serbest dolaşım ve burjuva bir düzenin gerekleri idi.Bu reformlar yapıldı.bunlar çağına göre sistem reformlarıdır.Ama Kapitalizmin gerekleri olan reformlardır.
Yeri gelmişken,Kemalizm noktasında bir olguyu daha açıklamakta yarar vardır.Kemalizm,bir faşist diktatörlük değildir.Faşist diktatörlük,faşizmin tüm kurum ve kurallarıyla,yaşam biçimine, tümüyle devlete hakim olması demektir.Burjuvazinin iktidar etme biçimlerinden biridir.(Burjuva demokrasisi gibi.Bakınız bu konuda Demokrasi,İktidar ve Örgütlenme Üzerine Kısa Bir Giriş adlı makale-MahmutHalilCan(Sendiren))Mesela,Türkiye 60 lı yıllarda girdiği faşizmi kurumsallaştırma sürecini 70 li yıllarda tamamlamış,faşizm tüm kurum ve kurallarıyla devletleşmiştir.Ama Kemalist diktatörlük ve ve sonrasında 70 li yıllara değin faşizan bir sürü uygulamayla karşılaşılsa da,faşizmin kurumsallaşmasından söz edilemez.Bir diktatoryal yönetimler zinciri vardır.Faşizan uygulamaları sıkça ve çoğunlukla uygulayan.Ama MGK,MBK,MGSB ,polis ve ordunun ve kontrgerillanın sürekli kurumsal kimlikleriyle ,sürgit bir iktidarı yoktur.Bu anlamda faşizan uygulama ya da sıradan diktatörlük uygulamalarını faşist diktatörlükler ile karıştırmamak gereklidir.
Ama kapitalizmin gerekleri olan kısmi ve olması zorunlu reformlar,bugün sanki lütufmuş gibi,çok ilerde duruluyormuş gibi bir izlenim yaratılarak sunulmaktadır.Bunlar koca yalanlardır.Koca şişirme balonlardır.Tarihsel süreçte ismi Mustafa Kemal ya da bir başkası sadece bu sınıfsal devrime zorunlu önderlik etmiş olsun sonuçta maddi gerçekleri değiştirmezdi.
Kemalizm,burjuva sınıfın ideolojisidir.Proletarya ve ezilen emekçi yığınların ideolojisi olamaz.Kemalizm ile hesaplaşılmadan ve Kemalizm kültüne dokunulmadan ,proletarya ve emekçilerin kafalarında ki yabancılaştırılmış kimliklerle mücadele edilmeden sosyalizm dolayısıyla komünizm kazanılamaz.İdeolojik mücadelenin bu ülkede ki en önemli ayaklarından biri de budur.Komünistler,bu burjuva ideolojisine karşı mücadeleyi vermek zorundadırlar.Sınıf mücadelesinin başarısının özel ve önemli bir ayağıdır burası.

Mustafa Alacı
Administrator
Administrator

Mesaj Sayısı : 488
Puanları : 5034
+ Rep : 0
Kayıt tarihi : 15/04/09
Nerden : İzmir

http://devrim.turkforumpro.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz