Yolumuz Devrim Aşkımız Devrim | DevrimForum |
Forumumuzda Daha İyi Vakit Geçirip Devrim ... İle İlgili Konular Hakkında Bilgi Alıp "Ulusal Kurtuluş Örgütü (UKÖ) " Ne Katılıp Burada Okuduğumuz Ve Aldığımız Bigileri Gerçek Hayatta da Yapabilmemiz İçin Sitemize Kayıt Olup "Ulusal Kurtuluş Örgütü (UKÖ) " Ne Katılmak İsterseniz "Ulusal Kurtuluş Örgütü (UKÖ) " Konusuna Gelip Başvuru Yapabilirsiniz İyi Forumlar Wink

Simon Bolivar'sız Yaşamanın Dayanılmaz Ağırlığı ve Hafifliği - Erhan Nalçacı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Simon Bolivar'sız Yaşamanın Dayanılmaz Ağırlığı ve Hafifliği - Erhan Nalçacı

Mesaj  Mustafa Alacı Bir Ptsi Nis. 20, 2009 12:11 pm

Simon Bolivar'sız Yaşamanın Dayanılmaz Ağırlığı ve Hafifliği - Erhan Nalçacı

İçinden geçtiğimiz karanlık dönemin son 10 yılında insanlığa en fazla umut veren olaylardan biri hiç kuşkusuz Venezuela’daki siyasi gelişmeydi. Emperyalizme karşı kararlı duruş, sosyalizan açılımlar, karşı-devrimin tekrarlayan saldırılarının püskürtülmesi, emekçi sınıflara dayanan kitlesellik ve seçim zaferleri. Venezuela’daki başarının arkasındaki bir çok nedenden birisi de Latin Amerika’daki burjuva devrim süreciyle olan barışık yanlarıydı. Chavez’in Anayasası ile ülkenin ismi Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti ismini almıştı. O kadar ki, 2002’de karşı devrimcilerin düzenlediği darbe ile iktidarda kaldıkları 2 gün içinde ilk icraatları Bolivar’ın ismini cumhuriyetten atmak olmuştu.

Simon Bolivar’ın yaşadığı dönem neden hala devrimci süreçlerin bir burjuva devrimcisinden güç alabildiğini açıklıyor. 1783’te Fransız Devrimi’nden 6 yıl önce doğan Bolivar, 1830’da yaşama veda ediyor. Burjuvazinin en devrimci olduğu çağda yaşıyor ve tam da burjuvazinin devrimi satmaya başladığı 1830 Devrimi sırasında ölüyor. Burjuvazinin en çok kitleye ihtiyacı olduğu ve kitleleri sürüklediği dönemin devrimcisi olarak yaşıyor. Chavez’e ilham olan Anayasa için Bolivar şöyle diyor: “Yasaların yasası olan eşitliği olduğu gibi getirip koydum… Tepeden tırnağa utançla örtülü köleliği tutup eşitliğin ayakları altına serdim.”

Bolivar uzun yıllar boyunca İspanya Krallığı’na karşı birleşik bir Latin Amerika Cumhuriyeti için çarpışıyor. Bolivya’nın ismi Bolivar’ın kuruluşuna öncülük ettiği İspanya’ya karşı bağımsızlığını kazanmış ülkeden geliyor.

Muhakkak ki burjuvazinin gericiliğine ilişkin nüveler çok önce çıkmıştır ama tarihsel olarak burjuvazinin künyesine gericiliğin kazınması 1830 ve 1848 Devrimleri ile oluyor. Burjuvazi artık bu tarihlerden itibaren emekçi sınıfların kitlesini ve isteklerini tamponlama yeteneğini yitiriyor. Siyasi gericilik bir leke gibi büyüyor ve tüm gövdeyi kaplıyor.

Bizim için Bolivar’sız yaşamanın ağırlığı işte bu noktada başlıyor. Osmanlının kapitalizme geç açılması, burjuvazisinin de siyaset sahnesine gericilik döneminde çıkmasına neden oldu. Türkiye’de burjuvazi siyaset sahnesine çıktığında, artık bir yandan yüreklerde 1871 Paris Komünü’nün korkusu, diğer yandan emperyalizmle uzlaşma zorunluluğunun burjuva bilinci vardı.

Türkiye tarihi boyunca belki halkın en fazla çoşkuyla ve kitlesel bir uyanışla karşıladığı devrim 1908 Devrimi’dir. 1908 Devrimi’nde burjuvazi işçi sınıfını da kısa bir süre için kucaklamıştır. Yıllardır baskı altında olan işçi sınıfının devrime ilk tepkisi patlayan grev dalgası olmuştur. İttihat ve Terraki’nin işçi sınıfını kapsama yeteneği çok çabuk sönümlenmiş, grevlere emeği baskı altına alan, sendikaları yasaklayan Tatil-i Eşgal yasası ile yanıt vermiştir. Bu yasanın 2. Dünya Savaşı öncesi Türkiye Cumhuriyeti’nin de emek rejimini düzenleyen temel yasa olduğunu hatırlatmalıyız.

Günümüz liberal kepazeliği, İttihat ve Terakki’yi darbecilikle suçluyor. Oysa sorun gerici bir hükümeti toplantı odasında elde silah basmak değildi, sorun iktidarı soylulukla paylaşmaya başladıkları andan itibaren işçi sınıfına düşman kesilmeleriydi. Bu temel karakter 1923 Devrimi için de geçerlidir. İşçi sınıfı siyasetine olan tahammülsüzlük tüm Cumhuriyet tarihine sinmiştir. Kendi öncülüklerinde kurulan Cumhuriyeti onu aşarak sahip çıkacak işçi sınıfına teslim etmeye doğaları izin vermemiştir. Bugün geniş kitlelerin pasifliği ve siyasi akılsızlığının, uçurumdan atlayan koyunu takip ederek hızla felakete sürüklenişlerinin altında bu dinamik yatmaktadır.

Gelelim Bolivar’sız yaşamanın hafifliğine… Bu hafiflik, Türkiye’de burjuva siyaseti ve ideolojisinden tamamen bağımsızlaşmış bir siyasi programa sahip Türkiye Komünist Partisi’nin varlığındadır.

Venezuela’ya geri dönelim. Kitle ise kitle, seçim zaferi ise seçim zaferi. Ancak 21. yüzyıl sosyalizmi söylemi, Bolivarcı burjuva anayasacılığın takipçiliği, kamu ve özelin karma ekonomisine dayanma politikası devrimin geleceğini muğlaklaştırmaktadır.

Hafiflik, tamamen gericileşen burjuvaziden kopmanın ferahlığındadır. Arkamızı; emperyalizmin tetikçiliğini yapan Taraf’ın ajanlarına, mücadeleyi burjuva değerleri üzerine kuran yaşasın demokrasi mücadelemizcilere, emperyalist payanda olmaksızın beceriksizleşen ulusalcılara, etnik pragmatistlere, bu sefer de Karayalçın’a verelimcilere dönüyoruz ve geleceğe bakıyoruz.

Burjuvaziden bağımsızlaşan bir işçi sınıfı siyaseti başlangıçta kitlelere dayanmaz, bir öncülük işidir. İleride olmanın onuru ve sorumluluğu birlikte taşınır.

İşçi sınıfı siyasetine oy vermek de öncülerin işidir.
avatar
Mustafa Alacı
Administrator
Administrator

Mesaj Sayısı : 488
Puanları : 5034
+ Rep : 0
Kayıt tarihi : 15/04/09
Nerden : İzmir

http://devrim.turkforumpro.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz