Yolumuz Devrim Aşkımız Devrim | DevrimForum |
Forumumuzda Daha İyi Vakit Geçirip Devrim ... İle İlgili Konular Hakkında Bilgi Alıp "Ulusal Kurtuluş Örgütü (UKÖ) " Ne Katılıp Burada Okuduğumuz Ve Aldığımız Bigileri Gerçek Hayatta da Yapabilmemiz İçin Sitemize Kayıt Olup "Ulusal Kurtuluş Örgütü (UKÖ) " Ne Katılmak İsterseniz "Ulusal Kurtuluş Örgütü (UKÖ) " Konusuna Gelip Başvuru Yapabilirsiniz İyi Forumlar Wink

Evrim Sürüyor, Darwin Yaşıyor

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Evrim Sürüyor, Darwin Yaşıyor

Mesaj  Mustafa Alacı Bir Ptsi Nis. 20, 2009 12:09 pm

Bilim ve Teknik Dergisi'nin evrim teorisi ve Darwin'i konu edinen Mart ayı kapak gündeminin TÜBİTAK tarafından sansür edilmesi, siyasi ve toplumsal gericiliğin öcü gibi korktuğu evrim gerçeğiyle bir kez daha yüzleşmesine neden oldu. Derginin genel yayın yönetmeni Dr. Çiğdem Atakuman, namuslu bir bilimci tavrı sergilemeyip sansürü açıklama tavrı göstermeseydi, şimdi gericiler Darwin'in hortlağını kışkışlamak zorunda kalmayacaktı. Elleri ayaklarına dolaşmayacaktı. Sansürcü etiketinden sıyrılmak için abuk laflar edip, eveleme geveleme şampiyonu olmayacakları. Saçmalamayacaklardı. Ne güzel olacaktı. Allah evrimin de, Darwin'in de, Darwincilerin de belasını versin!

TÜBİTAK'ın bağlı olduğu Devlet Bakanı Mehmet Aydın, sansürün savunmasını yaparken “200 sene önce yaşamış ölmüş adama ambargo konur mu” dedi ve ekledi: “Tam tersine bilime, ne kadar kendisi yanlış yapmış olursa olsun hizmet eden kim varsa onun görüşleri anlatılmalıdır.” Oldu, biz de bu açıklamayı samimi bulduk! Bakanın daha bir dizi, “Darwin'in görüşleri yanlış ama sansür de yok ortada” anlamına gelen açıklaması var. Ama, saçmalık, gayrı ciddilik ve yalancılık bulamacına batmış o lafları anıp yer işgal etmeye lüzum yok.

TÜBİTAK suçlarını ifşa eden Çiğdem Atakuman'ı hedef göstererek, sansürü bir teknik ve organizasyon sorunu olarak izah etmeye çalıştı. YÖK'ten ise açıklama niyetine tık yok. İşte 12 Eylül faşizminin Türk-İslam sentezi bilim kurumlarının içler acısı hali. Sanki her halleriyle evrime aykırı olduklarını kanıtlamak zorundalar. Ama unuttukları şu ki, evrime aykırı olan, yaşam içinde ileriye evrilemeyen her nesne çürüyüp yok olur. Darwin de, onun evrim teorisi de, “bizim ne kavgamız olabilir, adam ölmüş gitmiş” diyen, çürüyen insanlık halkalarının topunu mezara gönderir.

Evrim teorisine karşı bu açıktan tahammülsüzlük, AKP Hükümeti ve onun siyasal İslam çizgisinin geldiği noktayı gösterir. Dinsel gericiliğin, siyasi kurumlar üzerinde sağlanan tahakküm yoluyla nasıl tüm toplumun bünyesi ve bilincine saldıran bir ahtapota dönüştüğünü örnekler. Siyasal İslam, sözde laiklik özde devletlü dini kullanarak, yıllardır yolunu gözlediği iktidar organlarına özellikle 12 Eylül askeri faşist darbesinden sonra kavuşmaya başlamış ve yıllardır diş bilediği ileri-bilimsel insanlık değerlerine kurumsal düzeyde ve öldürmek için saldırma fırsatını bulmuştur. Kendi köhne ideolojik varlığını korumak için de böyle bir can alıcı saldırıya mecburdur. Yıllardır Darwin'e ve evrim teorisine karanlıkta küfredip duran orta çağ yarasalarının bununla yetinmeleri düşünülemez elbette. Şimdi ele geçirdikleri siyaset organları ve bilim merkezlerinde, “devletlü” yaradılışçılar olarak, “kutsal kitaplar ve hurafeler bilimi”ni yaratma peşindeler. Bu, onlar cephesinden anlaşılır bir ideolojik-politik saldırı. Çünkü çürüyen ideoloji ve düzenlerinin hep yaşayacağına inanmak ve inandırmak için, maddenin ve insanın evrildiğini, evrilemeyenin devrildiğini külliyen reddetmek zorundalar.

Bir bilim kurumunda patlak veren sansür, bilim alanının sermaye ve devlet tekeli altındaki yapısına bakılınca şaşırtıcı değil. Şaşırtıcı olan, Vatikan bile, demokrasicilik adına da olsa kendi bünyesinde evrim ve Darwin konulu tartışmalar düzenlerken, Türkiye'de bir bilim örgütünün dahi bunu başaramaması. Tabi bu durum, Batı sermaye ve devlet politikasıyla, Türk sermayesi ve devletinin Batı güncelini yakalayamayan politikası arasındaki fark olarak görülebilir. Ortak nokta ise, Vatikan'a evrimi tartıştıranın da, Türkiye'de sansür ettirenin de sermaye ve devlet olması. Üniversiteleri bilim üreten kurumlar olmaktan çıkaran, piyasalaştıran, sermaye tekellerine ve onun devlet organlarına tam bağımlı hale getiren sistem, zaten sansür edilecek yeni bir üretim zemini bırakmıyor. Bilim kurumları, insanlığın gelişimine değil, tekellerin kar çizelgelerine bağlı çalışıyor. Şimdi insanı ve tarihi ilerletici bilimsel gelişme boşluğunu hurafelerle, mistik, dinsel saplantıların hayat alanını genişletecek politikalarla doldurmaya yöneliyorlar. Mevcut kurumlar da bilim dışarı, gericilik içeri yapılarına dönüyor doğal olarak.

TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Ömer Cebeci'nin sansürün gerekçesini “ Darwin konusunun Türkiye'nin içinde bulunduğu hassas ortamda provokatif bir konu olduğu” biçiminde koyması ise, politik tahakkümün bilim üzerinde kurduğu saltanatın en açık göstergesi. Darbeci generallerin ve sivil maşalarının tersten provokasyon okuması. Tabi ortam hassas. Evrim teorisi TÜBİTAK yayınına kapak olursa, seçim döneminde “Darwin bize maymun diyor” diye höyküren İslamcı sermaye ve taban bozulur. Darwin yılı fazla gündemleşir, ateistler ve laik diktatörlerin eli güçlenir. AKP'nin taze atama kadrosu Cebeci, dikkat ve titizlikle kendini atayanların yüklediği role uygun bir politik refleks vermiştir. Ama bu role hayat sahnesinde uzun zaman yer yok. Nitekim hayat akıyor, evrim sürüyor ve ölmüş gitmiş dedikleri Darwin onların kabusunda yaşıyor. Onlar çürüyor...
Atılım

Mustafa Alacı
Administrator
Administrator

Mesaj Sayısı : 488
Puanları : 5034
+ Rep : 0
Kayıt tarihi : 15/04/09
Nerden : İzmir

http://devrim.turkforumpro.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz